| TURKNA Cahit Oktay Ropartaj |
|
|
|
|
1- Kısaca hayat hikayenizi anlatabilirmisiniz? 1977 Uşak doğumluyum. İlk ve orta öğretimi Babamın görev yeri olan Edirne ve Uşak’ta tamamladım. Hayat hikayemin kısacası bile bu satırların tamamına sığmaz. Ben size özetle dernekçilik geçmişimden bahsetmek isterim. 1994-1998 Yılları arasında İstanbul Üniversitesi Radyo Tv ve Sinema Bölümünde eğitim gördüm. 1995-96 yılında, İstanbul Üniversitesi Öğrenci Kültür Merkezi bünyesindeki Girişimcilik ve Türkü Kulüplerinde üyelik ve yönetim kurullarında yer aldım. İlk derneğimiz Girişimcilik kulübü ilk seçimlerde bizi kominist olarak lanse eden sağ görüşlü arkadaşlar tarafından basılmıştı. Karşımızda bize karşı tekbir getirenleri hayretle izlerken kendimin kim olduğunu düşünüyordum bir taraftan. Tabi derneği kapatmakta bulduk çözümü. Aynı yıl İ.Ü. Kültür Merkezi öğrenci dernekleri genel komitesinde yarı zamanlı çalışmaya başladım. Hayatımda ilk defa sigorta ile calışmam burada oldu. Aynı yıllarda Vehbi Koç vakfına bağlı Eğitim gönüllüleri vakfında haftasonu öğrenclilerine gönüllü gözetmenlik yapıyordum. Her iki kurumunda müzik korolarında koro elemanıydım.
1997 yılındaEğitimine devam ettiği İ.Ü. İletişim Fakültesinde tarihinde bir ilk olan, İST ( İstanbul Sinema Tiyatro) adı altında bir kulübün kurulmasına Güçlü Gülan isimli bir arkadaşımla öncülük ederek kurucu başkanlığını üstlendim. Bu dönemde dernek üyelerinden oluşan bir kadro ile çektiğimiz, öğrenci olayları başta olmak üzere toplumsal sorunları işlediğimiz “Enjektör “ isimli kısa metraj filmimiz Uluslararası Nurmberg Film festivalindeki 3. lük ödülü başta olmak üzere, yurtiçindeki bir çok festivalde ödüle layık
görüldü. Amacımız gerek İ.U. Öğrencileri ve kültür merkezindeki dernek üyeleri arasında gerekse halkımız arasında yaşanan karşıtlaşmanın temellerini anlatmaktı. Bu açıdan filmimizin ismini “Enjektör” koymuştuk. Çünkü bizlere her türlü “yanlı doğru” doğduğumuz günden itibaren ailemiz ve çevremiz tarafından enjekte edilir, bu açıdan bireysel yanlarımız kendi fikirlerimiz körpe kalır bizim. Ortaya bir çizgi çizerler, ya sağına ya soluna geçmeye mecbur kılarlar. Siz ortada durmaya çalışsanız da birileri size çoktan kulpu takmıştır.
Öğrencilik yıllarınızda olaylar çokmuydu? Evet 1994-98 arası oldukça hareketli idi. Her kesimden arkadaşımız vardı. Hiç unutmam bir bayan arkadaş bana şaka ile karışık faşistlik yakıştırması yapardı. Kendisi hızlı solcıydu. Bir gün çok şiddetli bir kavgadan kaçarken sokakta beni görünce elime bir çanta tutuşturdu ve polisler arkamda bu çantayı benim için saklarmısın, ama lütfen çantayı açmamanı istiyorum dedi. Bende çok zor durumda olduğunu görüp kabul ettim. Bir de kendi görüşünün karşısında görmesine rağmen beni emanate ihanet etmeyecek biri olarak görmesi hoşuma da gitmişti. Bu yüzden çantaya açıp bakmadım. Bir zaman sonra geldi ve çantayı tekrar aldı.
Bunları neden anlatıyorum; Yıllar sonra Amerika’ya gelince de aynı şeyi gördüm. İnsanların isminden önce sıfat veya yakıştırmaları ile anılmaları. Mesleğimin de gazetecilik olmasından dolayı topluma zarar veren bu cahilane gidişe bir dur demek lazım geldiğini düşündüm hep. Dernekçilik bunun için önemli. Çünkü dernekçilik farklı insanların aynı yönlerini bulup onları tek amaç etrafında birleştiren bir yapıdır. Hele ki Amerika gibi bi yerde dağınık yaşayan Türk insanı için bu yapı hayati önem arzetmektedir diye düşünüyorum.
Türkiyede çeşitli yapım şirketleri ve ulusal kanallarda çalıştıktan sonra 2001 yılında Amerika’ya geldim. Aynı yıl Mezun Inc. Şirketinin internet portalı için New York temsilciliğine başladım ve Türk Amerikan toplumunun faaliyetleri başta olmak üzere her türlü gelişmeyi inceleyerek mezunusa.com ‘da köşe yazarı olarak okuyucularımizla 6 yıl boyunca paylaştım. Tum bu izlenimlerimi bir yıl boyunca Yapımcılık ve Sunuculuğunu üstlendiğim TRT yapımı ‘YENİ UFUKLAR’ propgramında insanımızla paylaştım. Yine Türk Amerikan toplumunun Amerika serüvenini konu alan Televizyon (Merhaba New York TRT-2001) ve Sinema (Blinde Date, 90dk, 2009)yapımlarında oyuncu ve teknik ekipte görev aldım. Türk Amerikan Sanat Topluluğu’nun (TAASNY) kurucu ekibinde basın ve Halkla İlişkiler Sorumlugu ve tiyatro ekibinde oyunculuk yaptim. Turkish Music Association (TMA) derneğinin kurucu üyesi ve halen aktif yönetim kurulu üyeligi yapiyorum. (2006)
2- İlk etkinliğinizin Edward Tashjı ile başlamasını evrensel barış mesajı olarak algılayabilir miyiz?
Neden olmasın. Dünyada en çok ihtiyaç duyduğumuz şey bu. Sayın Ata Erim böyle bir programı beraber yapmayı teklif edince seve seve kabul ettim. Türkevinde zaten daha ben dernek bünyesinde böyle bir program yine yapmıştık. Edward Tasci hayatının son 20 yılını Türk toplumuna vakfetmiş Türk-Ermeni dostluğunun simgesi idi. O bizim için bir değerdir. Günümüz “medeniyetlerinin” en üyük dilemması değer üretememesidir. Değerlerin üretilmeyip aksine tüketildiği bir yerde ise medeniyetten bahsedemeyiz. Toplumlar arası barış bir değer ise Edward Taschji bu değerin bir simgesidir. Bu sebeple, yarın, 06 Mayıs 2011, Cuma akşamı saat 19:00'da yine kendisine yakışır bir anma programı düzenliyoruz. Tüm halkımıza açık bir etkinliktir. Gönlü dostluktan yana olan herkes davetlidir.
3- Amerika'daki Türk Toplumu içinde ve Derneklerimizde olmaması gerekenleri sıralar mısınız? Bunu istediğinize emin misiniz. Buna satırlar yetmez bence. Hani deveye sormuşlar neren eğri diye, nerem doğru ki demiş. Dernekçiliğimizin temelleri yanlış atıldığı için, ne yazik ki, olması gerekenleri değil "olmaması gerekenleri" konusmak zorunda kalıyoruz. Bataklıkta sinek avlamakla bitmez. Ama doğru temeller üzerine bina edilen bir yapıda olmaması gerekenler kendiliğinden azalır. Biz dernekçilik adına yapılmaması gereken ne varsa itina ile yapıyoruz malesef. Öncelikle dernekleri şahsi amaçları uğruna çarçur edebilmenin önü tıkanmalı, 'çürük elmaları" içimizden ayıklamalıyız. "Koltuk sevdası' en büyük problemimiz. Bir oturan bird aha kalkmak istemiyor. Şu yalan dünyada o kadar emek verilmiş dostlukları yıkmaya değermi bazı şeyler? Bizleri biraraya getirsin diye kurduğumuz dernekleri makam hırsı yüzünden düşmanlık merkezleri haline getirmekten vazgeçmeliyiz. Hırsı yüzünden dostlarını kaybetmeye niyetlenmiş bir birey insanlığını kaybetmeye niyetlenmiş demektir. Dolayısı ile dernek tüzükleri çok itinalı hazırlanmalı, tevil ve kötü niyetlere açık kapı bırakılmamalıdır. Biz tüzüğün dernek huzuru adına ne kadar önem arzettiğini kendi dernek seçiminde anlamış olduk.
İÜMEZ-USA başkanı olarak döneminiz içinde yapmak istediklerinizden kısaca bahsedermisiniz ? Çok büyük hedefler koyup yarı yolda kalmaktansa biraz daha küçük hedeflerle amaca ulaşabileceğimizi düşünüyorum. Bu doğrultuda, İstanbul Üniversite'si kütüphanesine buradan akademik ve edebi türden İngilizce kitap göndemeyi planlıyoruz. Bunu ben sahşi olarak Çorumlular derneği ile iş birliği içerisinde Çorum'a kitap yardımı olarak yapmıştım. Tüm mezunlarımızın ve iş verenlerimizin bir araya gelebileceği piknik veya resepsiyonlar düzenleyerek bir "network" kurmayı hedefliyoruz. Böylece mezunlarımız için iş ve çevre imkanı doğmuş olacak. Ayrıca bir üyemiz olan TURKON genel Müdürü Mustafa Merç’in seçim günü yaptığı teklifi değerlendirip en kısa zamanda web sayfamızda mezunlarımızın CV bankasını oluşturacağız. Bu sekilde Türkiye'den gelecek olan veya Amerika'da bulunan mezunlarımıza okul, kalacak yer ve iş bulma veya gerekli doğru kişilere yönlendirme şansımız olacak. Yapılacak çok şey var ama bir Bilim Temelli bir kurumun bir uzantısı olarak dernek olarak bize bilimsel çalışmalar yapmak düşer. Türk Amerikan toplumu olarak sorunlarımız ortaktır. Ama çözüm şeklimiz ortak olmak zorunda değil. Biz meseleye bilimsel yaklaştığımız zaman katkı sağlamış oluruz. Ve her zaman söylediğim sadece belli alanlarda dönüp duran diğer derneklerden böylece bir farkımız olabilir. İ.Ü. Rektörümüz ile gayet sıcak ilişkilerimiz var. Bu artıyı iyi kullanıp üniversitemiz ile beraberde yapacağımız faaliyetler olacak. Şu an Üniversitemizin 558 yıllık tarihini anlatan bir belgesel hazırlanıyor. Bizim dünyanın en köklü üniversitelerinden olan İstanbul Üniversitesini dünyaya tanıtmak görevimizdir. Çünkü buradan ülkemiz için çok açılımlar doğar. Son olarak, Amerikada toplumumuzun en önemli sorunu olan Türkçe problemi üzerine yoğunlaşacağımızı söylemek isterim. Burada doğan çocuklarımız Türkçe konuşamıyor veya Türkçeyi tercih etmiyorsa, biz boşuna kürek sallıyoruz demektir. En büyük problemlerimizden biri budur. Bu doğrultuda yapılan her türlü akademik veya toplumsal çalışmada dernek olarak işbirliğine hazır olduğumuzu ilan etmek isterim.
5- Üye sayınızın artması konusunda neler yapmayı düşünüyorsunuz, 5-6 sene önce kurulan bir dernek olarak üye sayınız az değilmi sizce ? Üye azlığı Türk-Amerikan derneklerinin genel bir sorunu. Aslına bakarsanız asıl sorun aktif üyelikte. Bizim öncelikle üyelik aidiyet bilincini oluşturmamız lazım. Amerika’da bütün Türk derneklerini toplasanız sayısı 500’ü geçer belki. Ama ortaya çıkan üretime baktığımızda ciddi bir dengesizlik var. Sadece Federasyon seçimlerinde üyeliklerini hatırlayanlar var. Bu çarpık dernekçiliği düzeltmemiz lazım. Türk günü yürüyüşleri öncesinde yapılan toplantılardaki dernekçi sayısı, yürüyüş sonrası değerlendirme toplantısında eleştirmeye gelenlerden daha fazla olduğu gün artıya geçtiğimiz gündür. Bizim üye sayımız Amerika genelinde Binin üzerinde. Bu da Amerika’da olduğunu tahmin ettiğimiz mezun sayımızın 5’te birine tekabül ediyor. Ancak dernek faaliyetleri genelde 5-10 gönüllünün işin yükünü sırtlanması ile gidiyor. Aslında biraz da local üyelerin önemi ön plana çıkıyor. Malesef aktif olarak bünyemizde yeralmış ancak bir şekilde dernekle irtibatını kesmiş çok üyemiz var. Amacımız öncelikle onları toparlamak, kırgınlıklar varsa tamir etmek. Bu dernek hepimizin derneği. Her gelen yönetim istediği ekibi kurup çalışır ve zamanı dolduğunda değişir am derneğin asıl sahiplenicileri üyeler olmalıdır. Bunun dışında akademik alanda çok değerleri mezunlarımız var. Amerkan üniversitelerinde hocalık yapan, doktor, tarihçi, işadamlarımız var. Onların ayağına gidip onur üyemiz olmalarını isteyeceğiz. Bize çok güç katacaklarına inanıyorum. Bir de şu var tabi, siz kollarınızı ne kadar açık tutarsanız size doğru koşanlar o kadar çok olur. Ama gönlünüz geniş değilse üyelik şartlarını zorlaştırıp, az olsun benim olsun, şöyle düşünen girsin böyle düşünen girmesin diye uğraşırsanız, üye azlığından şikayet etmeye hakkınız olmaz... Derneğimizin faaliyet alanı tüzüğümüz ile zaten sınırlıdır. Bu amaç doğrultusunda hareket edecek herkese kapımız açıktır. Mezunumuz olma ve vatan haini olmama şartı dışında herkese her kesime kapımız açıktır. 7- Buyuk dusunmek gerekirse siz profesyonelce Derneginize gelir getirecek bir projeye imza atmak ister misiniz? Ornegin bir Performance and Art Center Kurulmasi gibi. Cunki Turk North Amerika yakin gelecekte Ataturk Kultur Merkezi icin kollari sivamis durumda. Birlikte hareket etmeyi dusunurmuydunuz?
Evet, böyle bir çalışmadan haberim var. Bu güçle doğru orantılı bir şey. Samimi olmak gerekirse bizim çatı kuruluşlarımızın bile henüz dikili bir ağacı yokken biz bir öğrenci derneği olarak bu tür hedefler koymayı biraz erken bulurum. Ama ruyasına yatmaya varım. Hayali kurulmayan hiç bir gerçek yoktur. Hayaller ideale idealler realiteye evrilir. Ancak şartlarını olgunlaştırmış kurumlar ile dayanışma içerisine girmekte fayda var diye düşünüyorum. Birlikten her zaman kuvvet doğar. Yapamıyorsak yapana yardım ederiz.
8- Atatürk ve Devrimlerinin ve Türkiye'nin Amerikalılar’a tanıtımı konusunda neler yapılmalıdır, Derneklere düşen görevler nelerdir. Sıralayabilir misiniz?
Ulu önderimiz Atatürk'ü öncelikle biz çok iyi anlamalıyız. Hala anlamadığımız ve saptırdığımız konular oluyor. Onun dünya görüşü ve çeşitli boyutlardaki kimliğini (siyasetçi, askeri, eğitimci, felsefi vs..kimliğini) iyi öğrenmeliyiz. Atatürk son derece barışçıl bir önderdi. Sadece "Peace at home, peace in the world" sözünü bile anlayıp anlatabilsek, Türk milletinin hassasiyetinin büyüklüğünü ispatlamış oluruz. Atatürk’ü tanıtmak demek aynı zamanda Türklüğü ve Türk dünyasını tanıtmak demektir. Örfümüz, geleneğimiz ve inancımızdan aldığımız değerler bütünü ile yakın ve uzak tarihte gerek insanımız gerek Cumhuriyetimizin kurucusu Atatürk’ten başlayarak geriye doğru Kanuniler Fatihler Osman Gaziler gibi devlet adamları, Hacı Bektaş Veliler, Edebaliler, Yunuslar, Mevlanalar gibi fikir ve maneviyat adamları yetiştirmek ve onlar üzerinden evrensel medeniyete değer ilave etmek kaç tane millete nasip olmuştur. Bu kıymetlerimize sahip çıkıp onları tanıtmak boynumuzun borcu olmalıdır.
Ülkemizin tanıtımı konusunda yapılacak çok şey var. Bence kurumlarımızın birbiri ile daha irtibatlı hale getirilmesinden işe başlanmalı. Ben sivil ve resmi kurumlar arasında gerekli dayanışmanın tesis edilememiş olduğunu gözlemliyorum. Tabi bazen şartlar da müsade etmemiş olabilir. Ancak daha iyisinin de mümkün olduğunu düşünüyorum. Tanıtım adına bir şey yapılacaksa mükemmel olmalı. Bazen hiç yapılmamasını tercih ettiğim olmuştur bu açıdan. Çünkü biz sanatın, medya araçlarının, teknolojinin iletişim araçlarının aracılığı ile “pazarlama show’unun ‘ en mükemmel yapıldığı bir ülke de hem de New York gibi bir merkezde yarışa girmeyi düşünüyoruz. Bu çok ciddi bir iş.
Türkiye'nin Amerikalılara tanıtımı hususunda derneklerimiz Kültür Bakanlığımızla ortak çalışmalar içerisine girebilir. Kültür ve Turizm Ataşeliğimiz tanıtım konusunda çok iyi atılımlar yapıyorlar. Dernekler olarak manevi desteğimizi sergileyebiliriz . Derneklerimiz Televizyon ve medyayı iyi değerlendirmeli. Geniş bir yemek kültürümüz ve mutfağımız var. Sadece Türk mutfağı tanıtılabilir. Cable'da yer alan 10'a yakın yemek kanalının bir tanesinde Türk mutfağıyla ilgili bir program göremiyoruz, ki dünyanın 3.zengin mutfağıyız. Amerikan gazeteleri ve önemli köşe yazarları ziyaret edilmeli iyi ilişkiler kurulmalı. sürekli Türkiye lehine haberler yaptırmalıyız.
Ama meselenin can alıcı noktası burada yaşayan insanımızdır. Her birey önüne gelen Amerikalıya bir doğru öğretse, hatta öğretmese de doğru bir şey yapsa , hatta yaptığı bir yanlıştan vazgeçse hepsinden aladır, üstündür.
Size ve web site yetkililerinize bana fırsatı tanıdıklarından dolayı çok teşekkür ederim. |
Donation
Gallery
Duyurlar
- 31. TURK GUNU YURUYUSU
- NEW YORK'ta atolye programi bursu icin acik cagri
- TADF 2012-2013 yili yeni dönem başkanliğina Ali Çinar seçildi
- Rektör Prof. Dr. Yunus SÖYLET
- TURKNA Cahit Oktay Ropartaj
- CAHİT OKTAY KİMDİR
- İÜMEZ-USA yeni başkanını seçti
- Gecmisten Bugune kadar Taninmis Mezunlarimizin Listesi
- Turkey Welcomes You
- Istanbul: The coolest city in the world.
- Yurt disi ile ilgili Kariyer Notlari




